Son yıllarda devlet ile vatandaş arasındaki mesafeyi bir tık uzağa indiren en güçlü araç, hiç kuşkusuz CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) oldu. “Halkın sesini duyurma aracı” olarak kurgulanan bu sistem, şeffaflık adına devrim niteliğinde bir adım olsa da, madalyonun öteki yüzünde kamu çalışanları için giderek ağırlaşan bir psikolojik ve bürokratik baskı unsuru yatıyor.
Peki, CİMER gerçekten bir denetim mekanizması mı, yoksa kamu koridorlarında sallanan bir “Demokles’in Kılıcı” mı?
Bir Şikayet Bir Tık, Bir Memur Bin Endişe
Bir kamu binasına girdiğinizde, personelin nezaketinden ziyade “aman CİMER’e yazmasınlar” tedirginliğini hissetmek artık mümkün. Sistemin hızı ve her başvurunun yasal olarak cevaplanma zorunluluğu, kamu çalışanları üzerinde şu üç temel baskı noktasını oluşturuyor:
• Asılsız ve Keyfi İhbarlar: Mevzuata uygun davranan bir memur, sadece vatandaşın kişisel isteğini (yasal olmasa dahi) yerine getirmediği için “görevi kötüye kullanma” ya da “ilgisizlik” başlığıyla şikayet edilebiliyor.
• İnceleme Süreçlerinin Yıpratıcılığı: Her başvuru, ne kadar mesnetsiz olursa olsun bir savunma süreci gerektiriyor. Bu durum, personelin asıl işine odaklanması yerine mesaisini “suçsuzluğunu kanıtlama” çabasına harcamasına neden oluyor.
• İtibar Kaybı Korkusu: Siciline işlenme veya amiri nezdinde “sorunlu personel” olarak görülme korkusu, memuru inisiyatif almaktan kaçınan, sadece “kağıt üzerinde” yaşayan bir robot haline getiriyor.
Eğitim ve Sağlıkta “Müşteri” Paradoksu
Özellikle öğretmenler ve sağlık çalışanları bu baskıyı en derinden hisseden kesimler. Bir öğretmenin öğrencisine verdiği düşük notun ya da bir doktorun tıbbi zorunlulukla reddettiği bir talebin CİMER’e taşınması, kamu hizmetinin niteliğini de zedeliyor. Vatandaşın “hak arama” bilinci, zaman zaman kamu görevlisini “hizmetkar” veya “hedef” görme yanılgısına dönüşüyor.
Kamu personeli, sadece kanunlara ve amirlerine karşı değil; artık her an cebinde telefon taşıyan milyonlarca potansiyel “müfettişe” karşı da sorumlu hissediyor.
Çözüm: Filtreleme ve Koruma Mekanizması
CİMER’in bir “mobbing” aracına dönüşmesini engellemek için sistemin rehabilite edilmesi şart. Şeffaflıktan ödün vermeden şu adımlar atılabilir:
- Ciddi Filtreleme: Açıkça hakaret içeren, asılsız olduğu ilk bakışta anlaşılan veya kişisel husumet kokan başvurular daha yolun başında elenmeli.
- Yaptırım Mekanizması: Kamu görevlisini kasten yanıltıcı beyanla meşgul eden ve iftira atan kişiler hakkında yasal yaptırımlar (idari para cezası vb.) daha etkin uygulanmalı.
- Psikolojik Destek ve Güvence: Görevini layıkıyla yapan personelin arkasında duran bir yönetim anlayışı, CİMER korkusunu “hizmet bilincine” geri döndürebilir.
CİMER, vatandaşın devlete açılan kapısıdır; ancak bu kapı, içeriye sadece öfke ve tehdit girmesi için kullanılmamalıdır. Eğer kamu çalışanı, hata yapma korkusundan dolayı adım atamaz hale gelirse, günün sonunda zarar gören yine o hizmeti bekleyen vatandaş olacaktır. Denetim evet, ama haysiyetli çalışma hakkı da bir o kadar evet.