Teknolojinin hızıyla ruhumuzun yavaşlığı arasındaki denge bozuldu. Artık birbirimizin gözünün içine bakmak yerine, ekranın ışığına bakarak “yakınlık” kurmaya çalışıyoruz
Eskiden bayram sabahları kapı zilleri susmazdı; şimdi ise telefonların bildirim sesleri susmuyor. Eskiden düğün davetiyesi, kapı kapı dolaşılarak, bir bardak çay içilip hal hatır sorularak verilirdi. Şimdi ise bir PDF dosyası veya bir fotoğraf karesi “müsait bir anımızda” ekranımıza düşüveriyor. Sahi, teknoloji bizi birbirimize bağlarken, aslında bizi birbirimizden kopardı mı?
Görünen o ki, “hız” kazandık ama “haz” ve “huzur” kaybettik.
Bir Görselle Geçiştirilen Bayramlar
Artık bayram tebrikleri, rehberdeki herkese aynı anda gönderilen, üzerine bir satır kişisel not bile düşülmemiş, pikselleri dağılmış çiçekli görsellere dönüştü. Oysa bayram; el öpmekti, sofraya oturmaktı, o evdeki bayram yemeğinin kokusunu içine çekmekti. WhatsApp’tan gelen bir “Hayırlı Bayramlar” görseli, bir dedenin torununa harçlık verirkenki o muzip gülümsemesinin yerini tutabilir mi?
Taziye: Bir Emojiye Sığan Acı
En acısı da hüzünlerimizi dijitalleştirmemiz. Cenaze evine gidip omuz omuza durmak, sessizce acıyı paylaşmak yerine; “Başın sağ olsun” yazıp yanına üzgün surat emojisi ekleyerek görevimizi tamamladığımızı sanıyoruz. Acı paylaşıldıkça azalırdı; şimdi ise mesaj kutularında birikip soğuyor.
Cuma Mesajları: Otomatikleşen Maneviyat
Her cuma sabahı telefonlarımıza düşen o birbirinin aynısı gül resimli mesajlar… Maneviyatın derinliği, kopyala-yapıştır kolaylığına kurban edildi. Eskiden Cuma namazı çıkışı cami avlusunda yapılan o samimi sohbetlerin, “Hayırlı işler” temennilerinin yerini, kimin gönderdiğine bile bakmadığımız toplu mesajlar aldı.
Düğün Davetiyesi mi, Bildirim mi?
Evlilik gibi bir ömürlük imza için bile artık zahmet edip bir araya gelmiyoruz. “Vaktim yok” bahanesinin arkasına sığınıp, en mutlu günümüze insanları bir linkle davet ediyoruz. Davetiye, sadece bir kâğıt parçası değil, “Seni yanımda görmeyi gerçekten istiyorum” demenin bir yoluydu. Şimdi ise o bağ, sadece bir bildirimden ibaret.
Sözün Özü; Teknoloji ilerliyor, mesafeler kısalıyor ama biz birbirimizden fersah fersah uzaklaşıyoruz. Bir “görüldü” işareti, bir insanın sıcak bir bakışının yerini asla dolduramaz. Belki de yeniden “zahmet” etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü sevgi, ilgi ve gelenek; emek ister, zaman ister, fiziksel bir duruş ister.
Telefonları bir kenara bırakıp, birinin kapısını çalmanın o “eski” ama paha biçilemez tadına dönmeye ne dersiniz?